-

  
               
  v   {{ Forum }}
Forumdaki Son cevaplar : Reenkarnasyona Inanmak Islami Reddetmekl..(MedyumRana) ISLAMIYET ACISINDAN REENKARNASYON..(MedyumRana) Semavi Dinler Acisindan Reenkarnasyon..(MedyumRana) Reenkarnasyon Sapkınlığına KurAnd<..(MedyumRana) Reenkarnasyon Aldatmacası..(MedyumRana) Dinî ve ilmî olarak Reenkarnasyon nedir?..(MedyumRana) Tenasüh (Reenkarnasyon)..(MedyumRana) REENKARNASYON - 5 -..(MedyumRana) REENKARNASYON - 4 -..(MedyumRana) REENKARNASYON - 3 -..(MedyumRana)
Kullanıcı : Şifre : Güvenlik :488001 Hatırla : Gizli :

  sihir,büyü,buyu,fal,muska,vefk,vefkler,cin,falci Forum || Reenkarnasyon,un,anlamı,Reenkarnasyon,Nedir,Reenkarnasyon
   Tenasüh (Reenkarnasyon)

MedyumRana
[Genel sorumlu]



Mesaj sayısı : 287
Giriş sayısı : 17
Konu puanı : 0  Toplam P : 0
Konuya Puan ver
Üye bilgileri

Tenasüh veya Reenkarnasyon; yeniden bedenlenme veya ruh göçümü, ruh sıçraması, ruhun bir cisimden ötekine, bazen de insandan hayvana ve hayvandan insana geçmesi inancıdır. Bu inanç, çeşitli dinler, mezhepler ve tarikat ehli kimseler arasında pek çok tartışmaya sebep olmuştur ve olmaktadır.

Bu konu ile ilgili olarak “Yeni Eflâtuncular” olarak bilinen ekol de ruhların Allah’ın öz varlığından olduğunu, derece derece inerek önce “cisimlerle birleşerek kendilerini cisimlerde gizlediklerini, fakat, tekamül kanunu gereğince de cansız cisimlerden nebatlara, nebatlardan hayvanlara ve hayvanlardan da nefsini saflaştırarak aslı ile birleşme arzusu ile derece derece yükselerek insanlarda tecellî etmeye ve bu yoldan Hakk’a ulaşmaya çalıştıklarını” bildirmektedirler.

Bu felsefi ve mistik görüş, İslam bilginlerince de benimsenmiş ve bu yolda bir takım manevî gelişme ve ruhsal yolculuk gibi konular ele alınmıştır. Ruh veya nefs hakkında Kuran’ın pek çok yerinde bilgi verilmiş ve dolayısıyla bu bilgilere dayanarak tasavvuf felsefesinde de bu konuya çok önem verilmiştir. Ben de bu inanca kesin noktayı koyacak değilim, ancak ben burada bazı Kuran ayetleri ve hadisler ışığında konuyu ele almak istiyorum.

Bundan önceki konu, “devran” idi devran, konusunda anlatılanlar, “tenasüh” için de geçerlidir. Cenab-ı Allah, Kuran’ın pek çok yerinde adaletten söz eder ve adaletle hareket edilmesini ister. Çünkü, gerçek olan da budur. Örneğin Kuran’da: “Muhakkak ki Allah, adaleti, iyiliği, akrabaya yardım etmeyi emreder” (Nalh Suresi, 90. Ayet) deniyor. “Allah size, mutlaka emanetleri, ehli olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder” (Nisa Suresi, 58. Ayet) deniyor.

Ey iman edenler! Allah için Hakk’ı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi âdil davranmaktan alıkoymasın. Adaletli olun. (Maide Suresi, 8. Ayet)

Ey Davut! Biz seni yeryüzünde halife yaptık. O halde insanlar arasında adaletle hükmet. (Sad Suresi, 26. Ayet)

Eğer onlardan yüz çevirirsen sana hiçbir zarar veremezler. Ve eğer hüküm verirsen, aralarında adaletle hükmet... (Maide Suresi, 42. Ayet)

Bu ayetleri gördükten sonra kendi kendimize şöyle soralım! Cenab-ı Allah, adaleti emrediyor, fakat acaba kendisi adaletli mi? Muhakkak ki adaletlidir. Bundan şüphemiz dahi olamaz. Biz her gün etrafımızda pek çok olay görüyoruz. Bunların içersinde alabildiğine zengin, malının mülkünün hesabını bilmeyen insanlar; diğer tarafta da sabahtan akşama sofrasında bir lokma bulamayan fakir insanlar.

Yine evin başköşesinde yatırılan, yemekleri yurt dışından gelen ve en pahalı kuaförlerde bakımı yapılan köpekler, diğer tarafta da sokaklarda bir parça kemiği dahi bulamayan köpekleri düşünün. insanların kimileri alabildiğine sıhhatli, kimileri, hasta, kimileri topal, kimileri kör veya sağır. Afrika’nın bazı ülkelerinde görüyoruz ki insanlar, bir deri bir kemik, yarı ölü yarı diri. Bütün bunlar Allah’ın yaratıklarıdır. Bir zengin düşünün malının hesabını bilemiyor. Malından fakir fukaraya bol bol dağıtıyor, hayır işlerinde adeta yarışıyor.

Namazı kılıyor, zekatı veriyor, hacca gidiyor, şeriatın tüm farz ve sünnetlerini yerine getiriyor. Diğer tarafta da bir fakir var ki, Hint fakirlerinden de fakir. Allah’ın kendisini ne için böyle yarattığına küfür edip duruyor. Bulursa yiyor, bulamazsa aç yatıyor. Gerektiğinde çalıyor, karnını doyurabilmek için her türlü edepsizliği yapıyor. Farz edelim ki bu iki şahıs, bu âlemden gittiler, Hakk’ın huzurunda hesaba çekildiler.

Haklı olarak zengin kimse, Cenab-ı Allah’ın tüm buyruklarını yerine getirmiş olduğu için ebedî olarak cennete gidecek, fakir ise hiç şüphe yok ki ebedî olarak cehenneme gidecektir, çünkü her gün Allah’a isyan edip duruyordu. Bu durumda Allah adaletli bir iş yapmış olur mu? Hayır olmaz! Neden olmaz? Çünkü Allah, adaletsiz iş yapmaz da ondan.

Mesela fakir adam, Cenab-ı Allah’a şöyle dese: “Bu zengin kimse, senin ona verdiğin ihsanları, dilediği gibi kullanırken, ben sefaletin, perişanlığın ve açlığın içersinde pençeleşiyordum. O her türlü ihtişamın içersinde yüzerken, sıcacık yatağında yatarken, ben tabiatın soğuk ve sıcak günlerinde sokaklarda yaşam mücadelesi veriyordum. Sabahtan akşama kadar inşaatlarda veya buna benzer işlerde yiyecek ekmeğimi dahi zor kazanıyordum. Madem ki çok adaletli isen, önce beni de bu kârun kadar zengin yaptığın kimsenin durumuna getir. Eğer ben de onun yaptığı gibi, kulluk vazifemi yerine getirmezsem, o vakit beni istediğin gibi yargıla. Ben zaten dünya hayatımda cehennem hayatı yaşadım. Bunu bana bir de burada mı yaşatacaksın?” dese ve şöyle devam etse: “O kârun kadar zengin kimseyi de benim dünyada iken çektiğim sıkıntılara sok ve onun nasıl davranacağını bir gör bakalım. O da aynı benim yaptığımı yapmayacak mı dese, acaba haksız mıdır?

Veya Cenab-ı Allah, zengin kuluna şöyle dese: “Ey kulum! Sen dünya hayatında iken cennet hayatı yaşadın, burada seni cehenneme atayım da adalet yerini bulsun”; fakir kuluna da: “Ey kulum! Sen dünya hayatında çok çektin, gel seni cennetime koyayım da hak yerine gelsin der mi acaba?” hayır demez. O yüce yaratan öyle bir düzen kurmuş ki, hiçbir kimse haksızlığa uğramayacaktır. O Kuran’da her şeyi açık seçik insanlara bildirmiştir. Aşağıdaki Kuran ayetlerine bir bakalım ne diyor: Allah yaratışa başlar, sonra onu varlık alanından çekip tekrar yaratır. En sonunda O’na döndürülürsünüz. (Rum Suresi, 11. Ayet)

Allah’a nasıl nankörlük ediyorsunuz? Siz ölülerdiniz, O sizi diriltti. Sizi yine öldürecek ve sonra diriltecektir. Nihayet O’na döndürüleceksiniz. (Bakara Suresi, 28. Ayet)

Onlar: “Ey Rabbimiz! Bizi iki kez öldürdün ve iki kez dirilttin. Artık günahlarımızı itiraf ettik. Buradan çıkmak için bir başka yol daha var mı?” (Mümin Suresi, 11 .Ayet)

Ancak gereğince dinleyenler çağrıya cevap verir. Ölülere gelince, Allah onları diriltecektir, sonra O’na döndürülecekler. (En’am Suresi, 36. Ayet)

De ki: Eğer Allah dileseydi onu size okumazdım.Allah da onu size bildirmezdi. Ben bundan önce bir ömür boyu içinizde durdum. Hâlâ akıl erdiremiyor musunuz! (Yunus Suresi, 16. Ayet)

Yine Kuran’da: “Ölümü aranızda biz takdir ettik. Biz önüne geçilecekler değiliz. Yerinize diğer benzerlerinizi getireceğiz ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden oluşturacağız” (Vakıa Suresi, 60, 61, 62) deniyor.

Senin o Ganî Rabbin rahmet sahibidir. Dilerse sizi ortadan kaldırır ve sizi bir başka topluluğun soyundan yeniden vücuda getirir. (En’am Suresi, 133) Yine Kuran’da: iki taraf arasında bir perde, A’raf üzerinde de herkesi yüzlerinden tanıyan erler vardır. Cennet halkı, özleyip durdukları hâlde henüz ona girememiş olanlara şöyle seslenirler: “Selam size!” (A’raf Suresi, 46)

A’raf halkı, yüzlerinden tanıdıkları bazı erkeklere seslenip şöyle derler: “Ne bir araya gelmeniz ne de büyüklük taslamınız size hiçbir yarar sağlamaz.” (A’raf Suresi, 48)

Bu ayetlerde geçen A’raf halkı hakkında pek çok tartışmalar yapılmıştır. A’raftaki erlerin kimler olduğunda ihtilaf vardır. Bu konu hakkında Hasan Basri Hazretlerine sorulduğunda elini dizine vurarak: “Tanrı onları, cennet ve cehennem ehlini tanıtmak için oraya koymuştur. Onlar bunları birbirinden ayırd ederler; “andolsun Tanrı’ya, belki de onlardan olanlar, şimdi şu evde bizimle beraberdir” (Mecmâ’, I. S. 429) demişti.

Tenasüh ile ilgili olarak bir de Yunus’un şu sözlerine bakalım:


--------------------

Çalışmalarım 

Büyü, muska, nazar, cin çarpmalarının giderilmesi.
 Mutlu ve huzurlu bir evlilik hayatınızın olması
 Eşinizin sevgilisinden, dostundan ayrılması.
 İş kısmeti, evlilik kısmeti açılması.
 Ruhsal manevi yönden sıkıntı ve bunalımlar.
 Eşinden, nişanlısından, sözlüsünden, sevgilisinden ayrılanlar.

 Tıpta engeli yok olup da çocuğu olmayan aileler
 İş konusunda nasibi bağlı olan başarısız kişiler
 Topluma uyum sağlayamayan, uykusuzluk çeken ve devamlı uyku hali yaşayan, gece aşırı korkan kişiler

 Tıbben sebebi bulunamayan bayılmalar.
 Boşanmadan geri çeviririz, Allah’ın izni ile yuva tekrar tüter hale gelir
 Sevgi Bağı İletişimi
 Kişe Özel Vefkler Hazırlanır
 Evlilik kısmeti bağlı, kız ve erkekler
 Tıbben mümkün olmayan migren, baş ağrısı
 Çarpılmalar, felç, dil tutulması, kekeme olanlar
 Tıbben mümkün olmayan çocuğu olmayanlar
 Şansı, kısmeti, ruhî düşüncesi, rızkı bağlı olanlar
 Sebebsiz yere tartışma çıkaran, bunalan kişiler
 Evini, işini, sözlüsünü, nişanlısını, en sevdiğini sihir (büyü) nedeni ile kaybeden kişiler
 Tüp bebek tedavisi görüp de büyü nedeniyle bağlı olup tedavisi olumlu olmayanlara 
çözüm bulunur
Dil peltekliği, altını ıslatan çocuklar, astım ve nefes darlığı, ruhi bunalım, baş dönmesi, sedef hastalığı, zeka gelişmesi...

Detaylı Bilgi icin Lütfen Msn Ekleyiniz

 medyumranahoca@hotmail.com

22.12.2010 17:03:36
                               Oy : 0-Puan : 0

     

Forum son 5 K. & Benzer K.
Açan
Forum istatistikleri
Forumdaki 1 Kategoride 27 Forum var, Bu forumlara açılan 287 Konuya 0 Cevap yazıldı..
Üye :  Misafir : 6 Toplam : 6 Rekor :
Aktif Üyeler  Aktif üye yok..
Genel Sorumlu - Yönetici - Forum Yöneticisi - Editör - VIP Üye
İyiki Doğdunuz Nice yıllara.. Bugün Doğan yok!

2010 © Copyright Medyumrana(sihir,büyü,buyu,fal,muska,vefk,vefkler,cin,falci)
Website motorumuz © 2007 AspSitem MedyumRana.Com
Bu sayfa: 0,08 saniyede yorumlandı.
haberler haberler